Bi çay kaşığı hastalığı başladı bende, evde tam 6 düzine, cam, demir, kesme, üstelik affedersiniz ama ben çayı şekersiz içerim de.
Akşam yemeğe gidicez biz, Babaanneye, fasulyeleri yumurtayla kavuruyormuşsun yufkanın arasına sarıp yiyormuşsun, İnşallah sarıp yiycem ben de.
Benim gündemde 2 kitap var biri Allah’ın Kızları yeni başladım, güzel mi çirkin mi anlama aşamasındayım, bi de Almanca başarılı kadınlara yanlış erkekler, yaklaşık 5 sayfasını yüksek sesle okuyorum hergün evde, yüksek sesle, ağzım telaffuza alışsın diye. Ne zor telaffuz kelimesini telaffuz etmek bilerek mi seçilmiş bu kelime. Neyse eşim çok şikayetçi bu durumdan elimde kitap sürekli yüksek sesle. İngilizce öyle değil ama Almanca okurken bi de havam değişiyor, okudukça okuyasım geliyor. Şimdilik işte böyle.
Sanırım bu yazı biraz da geçen gün izlediğim Kiss Kiss Bang Bang filmine benziyor. Filmde alakasız bir sahne giriyor, sonra anlatıcı aaa pardon sırasız anlattım, bu konuya daha soınra tekrar geleceğim diyiveriyor.
Son olarak Shortcut to Happiness filmini izledik oyunculara güvenip Alec Baldvwin, Anthony Hopkins bi de Ghost Whispererdaki kız, ama aldandık film boyunca tek güzel şey olarak şunu anladık, there is no way a shortcut to happiness.
Herkese iyi çarşambalar.
|