<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>HANDESCHANDE</title>
        <description></description>
        <link>http://handeschande.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 01:43:09 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title></title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/19545411.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/19545411.html</guid> 
            <description>Artık başka bir yerde devam etmekteyim. Arayan bulur :).. ( &lt;a href=&quot;http://handeschande.blogcu.com/19545411.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 02 Jul 2008 15:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Herroyla Merro</title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/herroyla-merro_17271941.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/herroyla-merro_17271941.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Belki de iş aramak zorunda kalabileceğim şu günlerde sistemin dışına itilmenin ne kadar kolay olabileceğini düşünmekteyim, insanın nasıl homeless haline gelebileceğini çok iyi anlayabilmekteyim, en büyük fobisi yalnızlık olan benim, diğer ikinci fobimin de iş aramak olduğunu itiraf etmeliyim, çoook uzun süre iş aramış birisi olarak o psikolojiye geri dönme korkusu karanlık kuyulara düşme korkusuyla birebir. Neyse benimkine biraz da hüsnü kuruntu denebilir. Söz konusu hüsnünün şenlendirici olması nasıl sağlanabilir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu günlerde kendi çelişkilerimi de açıklayan bir düşünce takıldı beynime tüm kadınların sürekli problem üretmesi nedeniyle.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Hepimizin&amp;nbsp;sürekli huzursuz bir halde gezmeyi tercih ettiğini gözlemledim ve de&amp;nbsp;her türlü sorunu da karşımızdaki erkeğe bağladığımızı, kavgaya meydan aradığımızı da itiraf etmeliyim.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bi de biliyor musunuz sütaş karikatürleri tuttu ya aynı şekilde kale kilit başlamış soğuk şakalara, bu da reklamı başka bir şekilde yeme biçimi. Her yerde reklam metroda uçakta okulda orda burada.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Alakasız olacak ama bu yazıyı şu sözle bitirmek istedim &amp;#8220;ya herro ya merro.&amp;#8221; Lütfen sizde yüksek sesle söyleyin çok zevkli.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 28 May 2008 15:41:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ordan Burdan Şurdan</title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/ordan-burdan-surdan_16681541.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/ordan-burdan-surdan_16681541.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Eşim orda, ben burada iş için bi kaç heyet geldi haftasonu onlar Çeşme'de, sen de git diyen var, en yakın arkadaşlarımdan İstanbul'dan Ankara'ya gelen var. Ben birazcık bu teknolojinin hızı sayesinde orda burda olmaktan, sevdiklerimden ayrılmaktan yoruldum, herkes benimle olsun zar zor yolculuğa çıksın, yolculuklar uzun sürüp gözlerde büyüsün. Ben de her Türk insanı gibi seyahat etmeyi&amp;nbsp; çok severim, ama tek farkım bir yere varmayı değil arabayı otobüsü gemiyi o an orda bulunmayı, gerçekten seyahat halinde olmayı çok severim. Nuhun gemisi gibi bir gemi olsa bütün herkes oraya dolsa yolculuk başlasa, sonu da olmasa. Bu aralar anlayacağınız üzere ben yalnızım, aklımda hep sorularım, işim ne olacak taşınacak mıyız çocuklarımız mı olucak. İnsan &amp;#8220;bi evlendi bi de çocuğu oldu mu&amp;#8221; belirsizlik olmaz sanıyordum, ama belirsizlik ömür boyu , önemli olan başa çıkabilmek belirsizliklere rağmen mutlu yaşayabilmek. İşte ben böyle belirsiz ve de kararık olduğum anlarda biraz daha mistik dini konular düşünmenin faydası olacağına inanırım, dünyada sadece bir nokta olduğumu, nokta olarak dert ettiğim konun da noktadan küçük olduğunu düşünürüm. Öbür dünyayı cennet cehennem kavramını gözden geçirir, her seferinde Kuran-ı Kerim'i Türkçesinden okumaya karar veririm, ama bana bu kararı tamamlamak bir türlü kısmet olmadı. Haa bu durumlarda aklıma bi de hep şu gelir Mevlanayla ilgili bir toplantıya katılmıştım, herkes Mesnevi'den çeşitli hikayeler anlatıp derinlemesine incelerken birisi kalkıp şurda oturan kaç kişi gerçekten tüm Mesneviyi baştan sona okudu demişti, ama açık sözlülükle cevap vereceksiniz diyince sadece bir iki parmak kalkıvermişti. Sonra olay şu sözle tamamlandı, herkes Mevlana hakkında konuşur ama Mesneviyi okumak çok az insana nasip olur .</description>
            <pubDate>Wed, 21 May 2008 10:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sinek ve Anne</title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/sinek-ve-anne_15963561.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/sinek-ve-anne_15963561.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Çok güzel bloglar var, hayatı olduğu gibi aktaran, ekstra romantiklik, kendini gösterme yok. Edebiyat mı bunlar bilmiyorum. Biz okudukça derinlikten mi sığlaşıyoruz anlamıyorum, ama ben sıfır gösteriş, kendi hayatımızı anlatan, esprili blogları çok seviyorum. Acaba ilerde bu bloglardan ünlü birileri çıkacak ve de diğer nesillere aktarılacak mı çok merak ediyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Sanırım, gerçekten sığlaşıyorum. Eskiden ağır konulu filmleri severken, şimdi romantik komedilerden etkileniyorum. Cameron Diaz Ashton Kutcher ikilisinin filmi&amp;nbsp;çok eğlendirdi beni. Diyorum ki acaba anne hormonları mı salgılıyorum, yaşım geldi, evliyim, belki de annelik, çocuk olmasa da başlayan bir süreç, ortada bebek yok, ama ben gittikçe dönüşüyorum. Dizileri izleyip basit filmlere gülüp, piyasa kitapları birbirine tavsiye edip, teknolojiye biraz uzak ve de her konuda yüzeysel bişeyler söyleyip, araba kullanmanın üstünlük sayıldığı&amp;nbsp; dünyanın bir ferdi de ben mi oluyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Keşke, Kafka'nın&amp;nbsp;dönüşümü sineğe değil de anneye versiyonuyla yazılsa, bende&amp;nbsp;belki bişeyler katabilirim. Haa bu arada sinek diyince geçen gün sinek filmine denk geldim yılar öncesinin korku filmi şimdi komedi. Bir hayli açık sahneyi de içinde barındırdığını farkettiğim film, gerçekten bence biraz da Kafka'dan esinlenmiş bazı yerleri güldürürken düşündürücü, Nasrettin Hoca misali.&amp;nbsp;Tam bu bağlamda, keşke çocukken etkilendiğim bütün filmleri baştan izleyebilsem dediğim anda &amp;nbsp;tvde India Joneslar yeniden başladı bence kaçırmamalı.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;</description>
            <pubDate>Tue, 13 May 2008 13:01:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yerimiz mi Dar Yoksa Ne Var</title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/yerimiz-mi-dar-yoksa-ne-var_15959701.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/yerimiz-mi-dar-yoksa-ne-var_15959701.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Aslında çok konu geldi geçti, hep yazasım geldi, ama yanımda bilgisayarım eksikti, hatta ufak bir defterle kalem bile eksikti, not alamadım, alamayınca da bi kısmını unuttum gitti. Ama aklımda best ofdan bi kaç seri. Örneğin geçen bu dönemde bir içim rahatladı bir daraldı. İçim şöyle rahatladı; Özbekistan&amp;#8217;dan geldiğimden beri sürekli üst üste oturuyoruz hissi, Türkiye&amp;#8217;de kısıtlı yer var, o yüzden sıkışmalyız düşüncesi. Bilmem tam anlatabiliyor muyum, bu hissi. Özbekistan&amp;#8217;dan dolayı oluştu diye düşünüyorum, çünkü orda müstakil evleri, şehrin içinde koca koca geniş parkları görünce, bizde olmayışının sebebini yerimizin darlığına bağlamışım, ben bi şekilde bu hisse kapılmışım. Bi de su sıkıntısı bende paranoya başlatmış&amp;nbsp; olabilir, birşeyler sürekli kısıtlı olucakmış gibime geliyır. Neyse ne bu daralmışlık hissimin bi kısmını&amp;nbsp;Ankarayı, İstanbul&amp;#8217;u ve de hatta aradaki tüm mesafeyi tepeden görünce&amp;nbsp; attım. Şehirlerden sonra geniş geniş boş alanları görmek beni ferahlattı. Oh be daha bir hayli yayılabiliriz, bende bu hissi oluşturan sadece çarpık kentleşmeymiş. Uçakta cam kenarına oturmak&amp;nbsp;o yüzden benim için çok faydalı. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Toplamda 10 saat kaldığım İstanbul&amp;#8217;da da duygularım karıştı. Önce garip bir mülakata girdim, çok basit bilgisel soruları bilemeyince yerin dibine girdim, yine de başı eğmeyeyim derken kendimi çoooook ezik hissettim, oysa ben gerçekten çal.. ( &lt;a href=&quot;http://handeschande.blogcu.com/yerimiz-mi-dar-yoksa-ne-var_15959701.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 13 May 2008 11:57:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title></title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/14317331.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/14317331.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Bu arada sabah dolmuşta dolmuşun önüne şoför maviline (bu kelimeye itiraz eden zeynep yüzünden mahalli olarak değiştiriyorum, ama&amp;nbsp;ikisi de bana pek bisey ifade etmiyor, amacım şoförün yanındaki koltuk demek)&amp;nbsp;oturmuştum ki arkadan artık bayanlar da öne oturuyor gibi mırıltılar duydum ne var biz hep başkalarıyla yan yana arkada oturmak zorunda mıyız en önde mis gibi kulağımda kulaklık elimde kitap geliverdim işime kime ne kime ne.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://handeschande.blogcu.com/14317331.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 25 Apr 2008 09:49:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>CUMA</title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/cuma_14317191.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/cuma_14317191.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;P&gt;Genelde Can Dündar'ı seven ben,&amp;nbsp;Ayşe Arman'a verdiği röportajda kendisini biraz geyik bulmakla birlikte, yine de son izlediği ve çok beğendiği filmi izleyeyim dedim. Bel fıtığımın nüksetmesiyle birlikte tüm haftasonu ve de 2 gün çalıştıktan sonra, çöle inen rahmet 23 Nisan tatili de dahil,&amp;nbsp;evde toplam 7 film izledim. Gerçekten en çok referansı Can Dündar olanı Uçurtma Avcısını beğendim. Şu an farkettim ki resmi kurumda çalışmak tüm bünyeme işlemiş, çünkü soyadları büyük harfle yazmak bende alışkanlığa dönüşmüş, sürekli silip tekrar düzeltiyorum, ilk harfi küçük gerisini, büyük yerleştiriyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Belki Kabil'i bir hafta da olsa gördüğümden belki de senaryonun gerçekten çok etkileyiciliğinden beynimden vurulmuşa döndüm. Bana biraz Kaşağıyı hatırlattı film, Kaşağı ancak büyükler için, ama o sırada farkettim ki Kaşağının konusunu hayalmeyal hatırlamaktayım. Açtım googlea baktım yeni tabirle googladım. Okuyunca çocuklar için biraz fazla olduğu düşüncesi beynime gark etti&amp;nbsp; (bu gark etme kelimesini hayatımda ilk defa şu anda kullandım gark ne demek onu hatırlamamaktayım.). Sanırım bu kitaplar bizim kuşağı biraz arabesk bir hale getirdi.&amp;nbsp; Neyse bi de üstüne kefareti izleyince yalan söylemenin kötülüğü beynime kazındı, hatta geçmişte söylediğim her şeyi, düşünüp acaba blogumdan tek tek tüm yalanları da mı yayınlasam diye düşündüm ama zaten söylediğim bi kaç önemli yalan ortaya çıktı ve de ben bi arkadaşımı sırf o yüzden kaybettim, yani anlayacağınız hesabımı verdim. Kefaret de beni bayağı kesti görüntülerin her biri kartpostal sahnesiydi, ama Keira Knightley&amp;#8217;nin inceliği azıcık midemi bile bulandırdı, ya da bende savunma mekanizması başladı. Çok şükür Salı gibi görünen bugün aslında cumaydı.&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Fri, 25 Apr 2008 09:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Shortcut to Happiness</title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/shortcut-to-happiness_13068841.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/shortcut-to-happiness_13068841.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Bi çay kaşığı hastalığı başladı bende, evde tam 6 düzine, cam, demir, kesme, üstelik affedersiniz ama ben çayı şekersiz içerim de.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Akşam yemeğe gidicez biz, Babaanneye, fasulyeleri yumurtayla kavuruyormuşsun yufkanın arasına sarıp yiyormuşsun, İnşallah sarıp yiycem ben de.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Benim gündemde 2 kitap var biri Allah&amp;#8217;ın Kızları yeni başladım, güzel mi çirkin mi anlama aşamasındayım, bi de Almanca başarılı kadınlara yanlış erkekler, yaklaşık 5 sayfasını yüksek sesle okuyorum hergün evde, yüksek sesle, ağzım telaffuza alışsın diye. Ne zor telaffuz kelimesini telaffuz etmek bilerek mi seçilmiş bu kelime. Neyse eşim çok şikayetçi bu durumdan elimde kitap sürekli yüksek sesle. İngilizce öyle değil ama Almanca okurken bi de havam değişiyor, okudukça okuyasım geliyor. Şimdilik işte böyle.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Sanırım bu yazı biraz da geçen gün izlediğim Kiss Kiss B.. ( &lt;a href=&quot;http://handeschande.blogcu.com/shortcut-to-happiness_13068841.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 09 Apr 2008 17:30:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>BEKARA ARKADAŞ OLMAK KOLAY</title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/bekara-arkadas-olmak-kolay_12915001.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/bekara-arkadas-olmak-kolay_12915001.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Ben 6 ay dedemle yaşadım, dışardan çok tatlı ama içerden bazen de biraz huysuz olabilen bi insandı, aramızda garip bi sevgi vardı, o bana anlattığı hikayeleri bir daha bir daha anlatırdı bende başımda bir büyüğün olmasının verdiği mutluluğu onunla yaşardım. Allah&amp;#8217;a şükürler olsun böyle bir dönem birlikte yaşadık. Çok çocuklu çok torunlu ailenin dedesi olmasından dolayı biz küçükken , dedemle tek başına parka sinemaya falan giden bi aile değildik. Ben iş bulamadım ve bulduğumda da başka şehirde olması nedeniyle dedeme sığındım, bu sayede ikimizin arasında özel bişeyler oldu. Dedem vefat edeli 3 sene oldu, arada bazı şeyleri gördüğümde onun anlattığı hikayeler aklıma geliyor, sonra benden başka kimse hatırlamadığı için paylaşılamadan aklımdan çıkıp gidiyor. O zamanlardan bana bi kan çekmekle ilgili düşünce yapısı yerleşti. Farklı insanlar olsak da aynı aileden olmanın bağlayıcılığı beynimin bir çekmecesinde gizlendi. Şimdide aynı aileden olamasak da eşimin ailesinden insanlara da kanın çekebilceği devresi ayrı bir çekmeceye yerleşti. Eşimin babaannesiyle konuşmak bana dedemle olduğum zamanlardaki tatmini geri verdi, ama içimde hep bir kaybetme duygusu.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Bu konulara nereden geldik yağmurlu bir Ankara gününde can sıkıntısından geldik ve de Cuma günü eşimin ailesiyle yaşadığımız one fine dayden geldik.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Mon, 07 Apr 2008 17:39:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bi korum, istikamet Çorum</title>
            <link>http://handeschande.blogcu.com/bi-korum-istikamet-corum_12411601.html</link>
            <guid>http://handeschande.blogcu.com/bi-korum-istikamet-corum_12411601.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Ben çok kilo aldım. Kilo konuşmaktan şikayetçi bi insanım, ama artık konuşmak zorundayım. Çok güzel günler geçirdikçe yedim, yedikçe güzel günler geçirdim. Bugün itibariyle diyet olayına girdim, şayet yazılarım biraz depresif, biraz hüzünlü olursa beni mazur görün. Spor artı diyet belki biraz veririm. Çok kilo aldım ama çok da üzgün değilim, kendime böyle bir süreç verdim, kafama yemeği takmadan yedikçe yedim. Çok güzel bir haftasonu geçirdim , yol üstünde yöresel ne varsa aldım, yedim, ballı pideler, testi kebapları alabalıklar, kurumuş tüm meyveler diyeyim, tatlılara hiç girmediğimi düşünerek, gerisini siz düşünün.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Biz Ankara çevresini tekrar keşfe çıktık. Olur da göçersek yaza buralardan, görmediğimiz yer kalmasın diye. Haftasonu yine Ihlara Vadisi'nde Melendiz'in sesini dinledik, kenarında alabalık yedik, Avaonosta çömlek yapıp Ürgüp&amp;#8217;te konakladık. Eğer siz de Ürgüp&amp;#8217;e gider, bir de konaklayalım derseniz, harika bir otelimiz vardı, adı da Elkep Evi (beni tanıyanlar facebooktan inceleyebilir). Peribacalarının içindeki otelde&amp;nbsp;peri gibi uyuyorsunuz, sonra peri şişmanlıyor, çünkü mükemmel bir manzara eşliğinde mükemmel bir kahvaltı sizi bekliyor.&amp;nbsp; Mardin&amp;#8217;e gittiyseniz oralara benzer bir havası var, sadece manzara Mezopotamya yerine peribacaları. Peribacaları, üzüm bağları,&amp;nbsp;Hasan Dağı,&amp;nbsp;güneşin batışı. Abant&amp;#8217;ta atlarla gezmek gibi kısa ve turistik bir tur zannettiğimiz halde atv kiralamayı denedik, tam da macera orda başladı. Kumların tepelerin peri bacalarının, bağların yol olmayan engebelerin üstünden tüm Uçhisar ve&amp;nbsp;Göreme&amp;.. ( &lt;a href=&quot;http://handeschande.blogcu.com/bi-korum-istikamet-corum_12411601.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 01 Apr 2008 14:41:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://handeschande.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>