Ben 6 ay dedemle yaşadım, dışardan çok tatlı ama içerden bazen de biraz huysuz olabilen bi insandı, aramızda garip bi sevgi vardı, o bana anlattığı hikayeleri bir daha bir daha anlatırdı bende başımda bir büyüğün olmasının verdiği mutluluğu onunla yaşardım. Allah’a şükürler olsun böyle bir dönem birlikte yaşadık. Çok çocuklu çok torunlu ailenin dedesi olmasından dolayı biz küçükken , dedemle tek başına parka sinemaya falan giden bi aile değildik. Ben iş bulamadım ve bulduğumda da başka şehirde olması nedeniyle dedeme sığındım, bu sayede ikimizin arasında özel bişeyler oldu. Dedem vefat edeli 3 sene oldu, arada bazı şeyleri gördüğümde onun anlattığı hikayeler aklıma geliyor, sonra benden başka kimse hatırlamadığı için paylaşılamadan aklımdan çıkıp gidiyor. O zamanlardan bana bi kan çekmekle ilgili düşünce yapısı yerleşti. Farklı insanlar olsak da aynı aileden olmanın bağlayıcılığı beynimin bir çekmecesinde gizlendi. Şimdide aynı aileden olamasak da eşimin ailesinden insanlara da kanın çekebilceği devresi ayrı bir çekmeceye yerleşti. Eşimin babaannesiyle konuşmak bana dedemle olduğum zamanlardaki tatmini geri verdi, ama içimde hep bir kaybetme duygusu.
Bu konulara nereden geldik yağmurlu bir Ankara gününde can sıkıntısından geldik ve de Cuma günü eşimin ailesiyle yaşadığımız one fine dayden geldik.
Ben Özbekistan’dayken arkadaşlarımı çok özlerdim, buraya gelince herkesin kendine ait bir hayatı olduğunu görünce aslında uzakta olmakla yakında olmanın çok fark etmediğini hissettim. Orda arkadaşlarım yanımda olmadığı için mutsuzum gibi gelirdi, fakat burada çoğu zaman birbirimize birebir zaman bile ayıramıyoruz, orda çemberin dışında hissetsem de burda da çemberin kıymetinin çoğu zaman farkına varamıyoruz. Yani ya dışındasındır ya da içinde doğru değil, içindeyken de dışarıda gibi hissedebiliyorsunuz. Ben ne diyorum ya.
Aslında şunu diyorum ben burada çok mutluyum sabah uyanınca eşimi yanımda görüyorum, istediğim zaman ailemle görüşüyorum, artık ailemle zıtlaştığım günler geride kaldı birbirimizin kıymetini de biliyoruz, hatta kardeşimle bile arkadaş gibiyiz. Her görüştüğümüzde şükürler ediyoruz, üstüne üstlük bisikletim de var eymir gölünün etrafında doyasıya huzur da, tek olmayan bu aralar arkadaşlarımı özlüyorum. Herkesin kendisine göre bir hayatı var ve de evli olunca hele de mutlu bir evlilik olunca dışardan bakınca başka bir ihtiyaç yok gibi geliyor, oysa ki evlensek de mutlu da olsak insan aynı insan kalıyor, paylaşacak arkadaş arıyor. Arkadaşlar genelde kara günde birleşiyor mutlu günlerde seni mutluluğunla bırakıyor. Benim bu aralar iyi gün dostu eski arkadaşlarımla buluşup sohbet etmeye ihtiyacım var, geçmişten konuşup cafemizde hayal salatası yemeye. Bu biraz da evli kızların arkadaşlarına serzenişi olsun evli kızların bekar arkadaşları evliler zaten mutlu diye onlara özel plan yapmıyorlar, bazı şeylerin yanına onları ekleyiveriyorlar ama biz evlilerin de arkadaşa ihtiyacı var. Şaka ya da geyik değil benimle aynı duyguları paylaşan yeni evli iki arkadaşım daha var. Bizlere randevu verip buluşan çok az arkadaşımız var.
Bıktım artık geçmişe özlemden desem de kendim de bazen kaybolup hayal salatası cafemiz diye lise yıllarına özlem dizsem de aslında gerçekten geçmişe özlemle ilgili bir sorum var. Kırtasiyeler nerde?
Biz bu haftasonu doğum günü kutladık, üst üste bi kaç tane, arkadaşlarla, aileyle eve giderken bi defter kabı alayım da şu hediyeyi kaplıyayım dediğim anda başladı bende bir özlem kırtasiyeye. İçinde blok flütten çıkartmalara arı mayalı silgilere spiralli sipiralsiz defterlere rastlanan kırtasiyeler nerde ben yol üstünde hiç göremedim artık bütün bu şeylerde mi süper marketlerde.
Tüm bunların dışında bu doğumgünlerinin birinde cilveli meyhaneye gittik, ben bu tür eğlenceleri pek sevmem, bi de bunu söylemeye çekiniyorum bu konu yüzünden dışlanmaktan korkuyorum, ama gördüğüm fakir yerlerden böyle eğlenceler için giden çok paraya üzülüyorum. Ona gelene kadar çok şeyden kısabilirim diyebilirsiniz ama yemek de güzel olmayınca sadece eller havaya beni biraz üzüyor., uyumsuz olmamak için bazen sesimi çıkarmayıp eğleniyor gib yapıyorum. Benim için eğlence ya yeni yerler, yeni şeyler görmek veya yemek olucak ya da arkadaşlarla muhabbetde kafalar kaybolucak. Ancak bu defa bende kurt murt kalmadı kafam da sanatçının söylediği şu söz kaldı herkesin oynayacağı bir göbek havası vardır ben kendinize bakın dediğimde kendinize inanamıycaksınız, işte eğlence böyle başladı kendimize baktığımız anda masa eşimle benim ayaklarımın altındaydı.
Gerçekten herkesin göbek atacağı bir oyun havası var mı?
|