Belki de iş aramak zorunda kalabileceğim şu günlerde sistemin dışına itilmenin ne kadar kolay olabileceğini düşünmekteyim, insanın nasıl homeless haline gelebileceğini çok iyi anlayabilmekteyim, en...
Eşim orda, ben burada iş için bi kaç heyet geldi haftasonu onlar Çeşme'de, sen de git diyen var, en yakın arkadaşlarımdan İstanbul'dan Ankara'ya gelen var....
Çok güzel bloglar var, hayatı olduğu gibi aktaran, ekstra romantiklik, kendini gösterme yok. Edebiyat mı bunlar bilmiyorum. Biz okudukça derinlikten mi sığlaşıyoruz anlamıyorum, ama ben...
Aslında çok konu geldi geçti, hep yazasım geldi, ama yanımda bilgisayarım eksikti, hatta ufak bir defterle kalem bile eksikti, not alamadım, alamayınca da bi kısmını...
Bu arada sabah dolmuşta dolmuşun önüne şoför maviline (bu kelimeye itiraz eden zeynep yüzünden mahalli olarak değiştiriyorum, ama ikisi de bana pek bisey ifade etmiyor,...
Bi çay kaşığı hastalığı başladı bende, evde tam 6 düzine, cam, demir, kesme, üstelik affedersiniz ama ben çayı şekersiz içerim de. Akşam yemeğe gidicez biz,...
Ben 6 ay dedemle yaşadım, dışardan çok tatlı ama içerden bazen de biraz huysuz olabilen bi insandı, aramızda garip bi sevgi vardı, o bana anlattığı...
Ben çok kilo aldım. Kilo konuşmaktan şikayetçi bi insanım, ama artık konuşmak zorundayım. Çok güzel günler geçirdikçe yedim, yedikçe güzel günler geçirdim. Bugün itibariyle diyet...
Eduardo Capatillo falan diyince birazcık eşimi mi incittim, esas güzel konuya da değinmedim. Biliyor musunuz, eşim bana geçen haftasonu 2 bisiklet aldı. İkisi de bana...
Düşündüğünüz herşeyin daha önce düşünüldüğünü düşünmek biraz acı veriyor. İşte bloga ne yazıyım derken aklıma bu cümle geldi. Aslında Cansu Dere’nin bir röportajına biraz dem...
Ankaralı veya İstanbullu olmak hakkında etrafta dolaşan çok mail var o yüzden, benim de bu konuda bi kaç saptamam olmasına rağmen, çok da detaya girmek...
Nedense yazmaya korkuyorum, buradaki hayatım ilginç değil, hepinizle aynı, anlatılacak ne var diye düşünüyorum, ya da odam kalabalık kendimi dinleyemiyor yazacak bişey bulamıyorum. Zaten yazsam...
Akla nazar değmezmiş, herkes en çok kendi aklını beğenirmiş. Şu aralar favori lafım. Nazar, akıl, kendini beğenmek, başkaları, ben, herşey var içinde. Bi de garip...
Türkiye’de herkes hayattan şikayetçi elindeki en güzel varlık yok olana kadar, sağlık. Ben yine başladım hebede gübede kıssadan hisseden, al sana bilmişlikten ama şaka değil...
Yeni bir dizi başladı cnbc-e ‘de ; “Pushing Daisies”. İlk kez dokunduğunda hayat veren bir çocuk ikinci dokunuşta öldürüyor ve beğendiği kıza bu yüzden sadece...
İnsanı hayat hiç beklemediği yerlere sürüklüyor. Ben eskiden hep kiminle evleneceğimi hayal ederdim, evlenip çocuk da olsa hayat başka ne getirir ki zaten her şey...
Cuma günü öğlen kuaföre gittim, “aaa ne çok beyazınız var" diyince kuaför, “aslında ben çok küçük değilim 30 yaşına merdiven dayadım” diyebildim, ama ilk defa...
Burda maalesef hiç sinemaya gidemiyorum, hatta saat farkından tvde verilen nadir güzel filmleri bile izleyemiyorum. Sinema niyetine, geldiğimden beri ilk defa Türk filmi “Mutluluğu” izleyebildim,...
Çok şarkılı bi blog olmaya başladıysa da, bugün kendimi böyle Nirvana dinleyen içinde sürekli tekme atma arzusu duyan, ama bu asabiyet ve de yıkıcılığa rağmen...
Biz hiç Almancı olmadık yani babam hiç Almanya’da çalışmadı, ya da orda yaşamadık, ama ben Almancı çocukları için açılmış bir okula gittim ve de onların...
Bugun iş yerinde sular yok, aslında dün de yoktu borular donmuş sanırım, eve gidip geldim hatta gitmişken hemencecik bir duş alıverdim insanın işinin evine yakın...